Pino Palladino’nun adı 1980’lerde perdesiz bas tonuyla duyuldu. Paul Young kayıtlarındaki kaygan, şarkı söyleyen hat o dönemin tanınan seslerinden biridir. Sonraki yıllarda bambaşka bir yere gitti.
D’Angelo’nun 2000 tarihli Voodoo albümünde duyulan bas, ritmin biraz gerisinde durur. Notalar vuruşun tam üstüne değil, hemen arkasına oturur. Bu gecikme yanlış değil, tercihtir; parçaya ağır ve salınan bir his verir.
The Who ile turnelere çıktı, John Mayer üçlüsünde çaldı, sayısız kayıtta yer aldı. Her birinde çalgısı ve tonu değişir. Değişmeyen şey hattın sadeliğidir: gerekmeyen notayı çalmaz.
Bu yaklaşım kursiyerler için öğretici bir örnektir. Bas hattının gücü çoğu zaman eklenen notadan değil, çıkarılan notadan gelir. Boşluk, davulun ve vokalin duyulmasına yer açar.
Derslerimizde hat yazma çalışmasında önce notaları çıkarmayı deneriz; kursiyer kendi hattını sadeleştirerek neyin zorunlu olduğunu görür.